ÇOCUK AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

SÜT DİŞLERİ

Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.
Çocuklar, hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar,ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.
Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler.
Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme şekli HEMDE ÇÜRÜĞÜN BULAŞABİLİRLİĞİ İLE ÇOCUĞUNUZUN dişler i çürümeye yatkın hale gelir.

İLK DİŞ HEKİMİ ZİYARETİ

Çocuğunuzun ilk muayenesi daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi ilk dişlerinin çıktığı altı ay ile bir yaş arasında olmalıdır. Bu ilk ziyaret genellikle anne-babanın, bebeğin ağzının temizlenmesi ve beslenme şekilleri gibi konularda bilgilendirilmesi yönündedir. Ayrıca bebeğin yeterli miktarda fluorid alımı da kontrol edilir.
Daha büyük çocuklarda da ilk ziyaret çok önemlidir. Çocuğunuzu diş hekimine götürmeden önce ona bazı bilgiler verebilirsiniz. Ama hiçbir zaman kendi deneyimlerinizi anlatmayın..
Anne-baba olarak bu ilk ziyarette en büyük görev size düşer. Ayrıca çocuğunuzu diş hekimine götürürken kendi endişelerinizden dolayı muayene sonrası için çocuğunuza oyuncak, dondurma veya benzeri ödüller için söz vermeniz, onun farklı ve zor bir şeyle karşı karşıya olduğunu hissetmesine neden olur. Çocuğunuzun eğer varsa sizin korku ve endişelerinizi hissetmeden diş hekimine gitmesini sağlamalısınız.

DİŞ FIRÇALAMA

Bebek 6-8 aylıkken, ( yani ilk dişler ağızda göründüğünde ) temizleme işlemi başlamalıdır.
Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur.
Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra ( ortalama 2,5- 3 yaşında ) başlanması uygundur.
Okul öncesi çocuklarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen. ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar.
Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir.
Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.

ÇOCUKLARDA FLOR UYGULAMALARI

Fluorid dişlerin çürümesini önleyen, dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir.

Fluorid diş macunlarının içinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur.

Fakat, çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ettiklerinden dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamış olurlar. Bu durumun önüne geçebilmek için profesyonel yüzeyel fluorid uygulamaları yapılmaktadır. Yüzeyel fluorid uygulaması özellikle dişleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır. Bu sayede yeterli miktarda fluorid dişler üzerine depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli olur.

Yüzeyel fluorid uygulamasını 6 ayda bir tekrarlamak faydalı olur.

FİSSÜR ÖRTÜCÜLER

Dişlerin çiğneyici yüzeyleri girintili çıkıntılıdır. Bu çukurcuk ve tepecikler pit ve fissürler olarak adlandırılır. Bu bölgeler oldukça dardır ve gıdaların sıkışı temizlenememesi nedeniyle genellikle çürüklerin başladığı yerlerdir. Bu bölgelerdeki gıda ve mikroorganizma birikimini ve buna bağlı olarak çürüğü önlemek amacıyla özel akıcı bir dolgu malzemesi kullanılır.

Öncelikle bu bölge tam olarak temizlenir ve fissur sealant dediğimiz akıcı dolgu bu bölgeye uygulanır. Işık ile sertleştirilir ve fazlalıkları düzeltilerek cilalanır. Bu işlem sayesinde tüm çürüklerin yaklaşık %70 ini oluşturan çiğneyici yüzey çürüklerinden korunmak mümkün olur.
Ağızda ilk kalıcı dişlerin çıktığı dönem uygulama için idealdir. Bu da 6 yaş civarıdır. Diğer azı dişlerinin sürme zamanlarında diğerlerine de uygulanır. Önemli bir nokta kalıcı dişler sürmeye başladıktan kısa bir süre sonra yaptırmanın (1-2 sene içinde) daha iyi olacağıdır. Çünkü süre uzadıkça çürük oluşma ihtimali artar ve fissur sealant yerine dolgu yapmak gerekebilir.

Çürüksüz büyüklerde de uygulanabilmekle beraber, çocuklarda kullanımı daha faydalı ve önemlidir. Kesinlikle acısız ve çok kolay bir işlemdir.

BİBERON ÇÜRÜĞÜ

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. . Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir. Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
Gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir. . Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.

PARMAK EMME

Annelerin büyük bir çoğunluğu parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler.Oysa bu emme %50’den %87’lere varan yüksek bir oranda beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış niteliğinde görülür.. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.
Ebeveynler parmağını emen çocukların çene kemikleri ve dişleri üzerinde ki etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir. Parmak emmenin alt ve üst dişleri geri ittiği doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar etkilediği parmak emme süresine ve en önemlisi parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır.

TIRNAK YEME

Tırnak yemek bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir.. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir.
Tırnak yemek daha önce belirttiğimiz gibi taklit yoluyla da edinilebilen bir davranıştır. Ayrıca tırnak yeme davranışı olaylara bağlı olarak gelişebilmektedir. Çocuğu tedirgin eden herhangi bir olay veya çevrede onun için hoşnutsuzluk yaratacak herhangi bir durum bu davranışı göstermesine yol açar.

Tırnak yemeğe uzun süre devan edenlerde dişlerin kesici kenarları aşınabilir. Çene yapısı gelişmekte olan çocuklar için gelişim anomalileri ve birtakım ortodontik problemlerin oluşumuna davetiye çıkarabilir. . Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli.

AĞIZ KORUYUCULARI

Ağız koruyucuları alt ve üs dişler arasına yerleştirilen yumuşak plastikten yapılmış apereylerdir. Alt ve üst dişler arasında yumuşak bir yastık görevi yaparak, dişlerin arasındaki direk teması kaldırır.Bu şekilde alt ve üst dişlerin çarpması ile meydana gelen travmalar sonucunda oluşan şoku absorbe ederek, olası beyin sarsıntılarını, diş ve çene kırklarını, dil ve yanak yaralanmalarını büyük oranda önlerler. Ağız koruyucularının koruyuculuk işlevlerini yerine getirebilmeleri için dişlerin birbirleri ile temasını önleyen bölümünün 3 -5 mm kalınlığında olması gerekmektedir.
Üç çeşit ağız koruyucusu vardır.

Hazır tipte ağız koruyucuları: Spor malzemesi satan mağazalarından kolaylıkla elde edilebilirler.. Daha ucuzdurlar. Ancak dişlere uyumu tam olmadığı için koruyuculuk işlevini istenildiği gibi yerine getirememektedirler.
Ağız içerisinde şekillenen ağız koruyucuları: Akrilik ya da kauçuk esaslı özel maddeler ağza yerleştirilerek gerekli şekli aldıktan sonra sertleşmeleri sağlanır. Dişhekimi tarafında hazırlanması gerekmektedir.
Kişiye özel yapılan ağız koruyucuları: Diş hekimi tarafından kişiye özel üretilir. Bu nedenle dişler ile tam bir uyum sağlayabilmektedir. En iyi koruma bu tip ağız koruyucuları ile sağlanmaktadır.Ağız koruyucuları kişiye özeldir.

Kullanmadan önce ılık su ve sabunla yıkanmalıdır. Sıcak su kullanılmamalıdır. Saklanmadan önce bir ağız gargarası içerisine batırılıp çıkartılmalıdır.
Ağız koruyucusunun saklanmasında havalanabilen saklama kutusu kullanılmalıdır.
Aşırı sıcak deformasyonlara neden olacağı için güneş ışığında ya da sıcak havalarda otomobil içerisinde tutulmamalıdır.
Üzerine herhangi bir ağırlık koyulmamalıdır.
Bir başkasının kullanmasına izin verilmemelidir.

ORTODONTİ

Karışık dişlenme dönemi ilkokul çağı çocuklarını kapsar, ağızda hem daimi hem de süt dişlerinin bulunduğu dönemdir. bu dönemde zamanından önce veya sonra süt dişlerinin kaybedilmesi alttan gelen daimi dişlere rehberlik edememesi sonucunda birtakım yer darlığı problemleri oluşabilir. Oluşan çapraşıklığın (çarpıklığın) giderilmesi ortodontinin ilgi alanına girer. Yine bu dönemde başlayıp ergenlik çağının sonuna kadar devam eden çeneler arası uyumsuzlukların giderilmesi de ortodontinin konusudur.

ERKEN ORTODONTİ

Ortodontik bir bozukluk uzman bir hekim tarafından yedi-sekiz yaş civarında yapılan bir muayene ile saptanabilir. VE sorunların çözümü daha kolay olabilir.ERKEN ORTODONTİK TEDAVİ daha ekonomik kolay ve kısa süreli uygulamayı hedefler.

Ortodontik tedavi yüze ait iskeletsel bozuklukların ve çapraşık dişlerin düzeltimini üstlenir. Bu tür bozuklukların en sık fark edildiği yaşlar da genellikle büyüme gelişimin en hızlı gerçekleştiği 10-14 yaş aralığına yani buluğ çağına rastlar. Ortodontistler de ortodontik tedaviye başlamak için en iyi tedavi cevabını aldığı bu büyüme gelişim atağı döneminde hastayı yakalamış olmayı tercih ediyor. Bu gelişmenin tamamlanması ortalama iki yıl gibi bir sürede gerçekleşiyor.
Çapraşık dişlerle ağız hijyeni sağlamak daha güçtür ve bu yüzden dişeti rahatsızlıkları ve çürükler daha kolay oluşur.
Çapraşıklıkta ve eklem ilişkisi bozuk olduğunda çiğneme tam yapılamaz sindirim sisteminde bir takım problemler başlar.
Alt ve üst dişlerin birbiriyle tam uyumlu olmadığı durumlarda, çene eklemine veya tek bir dişe fazla yük gelerek ağrılı ve tedavisi zor problemlere yol açabilir.
Estetik olarak özellikle bazı vakalarda inanılmaz değişiklikler yaratılabilir.

Daimi dişlenme döneminde diş dizlerindeki bozukluklar diş çekimi yapılarak veya yapılmadan sabit ya da hareketli aygıtlarla düzeltilebilir.

Dişsel düzeltmelerde yaş sorun değildir. Hasta kaç yaşında olursa olsun tedavi mümkündür. Eğer bireyin kemik yapısında bir düzensizlik söz konusu ise (iskeletsel) yaş önemlidir. Bu durumda fonksiyonel tedaviye gereksinim vardır ki bu tedavi de ergenlik çağına kadar olan sürede yapılır. Ortalama tedavi süresi 24 ay olmasına rağmen kişiden kişiye değişir. yetişkinlerin tedavisi çocuklarınkine oranla biraz daha uzun sürer.